Bir Aşk Bir Yara
Ben şu kısa boylu hayatta
uzun boylu kederlerle acırım.
Yorar beni şu telaş, şu karmaşa.
Bir sığınak aranırken şu uğultuda,
bir aşk gelir bir yara.
Bir yara… Bir yara daha!
Eski bir aşk
yeni bir ayrılıktır her zaman.
Bunu kuşlar sorar, yıldızlar da anlatır.
Kimse bilmez, be, canım,
bir yara bir ömrü nasıl kanatır…
Ben seni hep ayrılıkla anmışım.
Titreyen ellerimle günlerin buğusuna adını…
Hep adını yazmışım.
Bir aşk gelmiş bir yara.
Bir yara… Bir yara daha!
Eski bir aşk,
yeni bir ayrılıktır her zaman.
Bunu kuşlar sorar, yıldızlar da anlatır;
kimse bilmez, be, canım,
bir yara bir ömrü nasıl kanatır…
Yılmaz Odabaşı
Vurgun
Sen bakma
öyle sessiz durduğuma.
Ciğerlerimde
nefesim yanıyor.
Sonsuzluk
çarpıp geçti üzerimden.
Karanlığında dünyanın
yüzüyorum derinlerden.
Yağmur
omuzlarımda çoğalıyor.
Dün yürürken
yarınımı vurdular.
Canım yanıyor.
Canımda ağrılar…
s.d
Kaldırımlar
Sokakların demirbaşı, kaldırımlar.
Görmeden üzerinde
yürüdüğümüz yollar.
Yürüyüş yapanlardı kullananlar
ya da koşanlar.
Spor için, ulaşım için.
Zaman zaman
kırıp havaya da fırlatıyorlar.
Ara ara uğrardı dışarıda yatanlar.
Soğuktu,
bazen ıslaktı.
Çeşitli taşlarla örtülü
yatak da oldular.
Üzerindekiler…
Çoğunlukla sallamazlar.
Çünkü sıradandır,
bütün kaldırımlar.
s.d
Umut
Uzak değil.
Ulaşabileceğin
bir zaman diliminde.
Elinde sevgi tohumları,
dört bir yanını
yeşerteceksin.
Gökyüzü mavi,
denizler sonsuz,
olsun diye.
s.d
Yol
Sağına bakıyorsun.
Solunda arıyorsun.
Hiçbir yol oralardan geçmiyor.
Sana en yakın düş,
Seni en çok güldüren
Tam içinden yürüyor.
s.d
Bir Akşamüstüdür
Bir akşamüstüdür şarabî
Bahçeler ve dağlar üzre hükümran;
Tam dünyayı dolaşmak saatindesin.
Ay ışığı su içer birazdan.
Kızarmış kalçalarını çanlar
Alabildiğine vurur.
Sen çocuk tulumunda
Matbaa mürekkebi
Rüsva olmuş ellerinin emeği,
Manşetlerde kilometre kilometre yalan
Sallanır durur.
Bir akşamüstüdür katil, muhteşem
Alıp götürmüşler dost dediğini
Almış rüzgârlar içini,
Ümide benzer, sevdaya benzer…
Soğuk bir namludur kör ve pusuda
Ense kökünde zulüm,
Ve sermiş cânım sofrasını dört başı mâmur
Burnun dibine hürriyet.
Seviyorum mümkün değil;
Aranızda kurşun, yasak bölge var
Sen genç, sevdan ölünecek kadar güzel
Kanunu yapanlar ihtiyar.
Ahmed Arif
Yorum Korkusu
Gitmek geçse aklımdan
Hemen yorum
Nereye, nasıl, ne zaman
Oysa ben vazgeçtim
Uyu yorum
Demek geçse aklımdan git
Git diyorum
Kime, neden, ne zaman
Oysa ben haddim mi
Uyu yorum
Ne gitmek geçebilir aklımdan
Ne de git demek.
Ben eli kolu bağlı
Ağzı dili bağlı
Yaşa yorum
Sevin emi yorum.
Behçet Necatigil
Çentik
Seni andım yine bugün.
Yaşanmış yalnızlıklarımdan
Sana selam var.
Herhangi bir zamanda,
herhangi bir umudun
elinden tutmayı istedim
ve sana
hayatımda daha çok sayfa ayırmayı.
Sen gökyüzünü mesken etmişken
bana bakmak kalıyor artık.
Yeryüzünde kalanlarda
gülümsemelerin kalbi kırık.
Senle gördüklerim,
Yeniden çıktı bugün karşıma.
Naıl çıkmasınlar
Onlar birer çentiktir hayatımda.
Elimde kalem
seni anıyorum bugün.
O yaz sıcağı
yüreğimde gamlı sürgün.
s.d
Birdenbire
Herşey birdenbire oldu.
Birdenbire vurdu gün ışığı yere;
Gökyüzü birdenbire oldu;
Mavi birdenbire.
Her şey birdenbire oldu;
Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan;
Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.
Yemiş birdenbire oldu.
Birdenbire,
Birdenbire;
Her şey birdenbire oldu.
Kız birdenbire, oğlan birdenbire;
Yollar, kıllar, kediler, insanlar…
Aşk birdenbire oldu,
Sevinç birdenbire.
Orhan Veli Kanık
Gün Olur
Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra.
Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çıkar duman topraktan.
Hele martılar, hele martılar,
Her bir tüylerinde ayrı telaş!..
Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur, başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi…
Orhan Veli Kanık
-
Arşiv
- Mart 2009 (1)
- Şubat 2009 (1)
- Ocak 2009 (2)
- Aralık 2008 (1)
- Ekim 2008 (6)
- Eylül 2008 (4)
-
Kategoriler
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS